MALPRAKTİS, TIP VE SAĞLIK HUKUKU
Tıp ve sağlık hukuku, doktor ve sağlık hizmetleri sunan kuruluş hatası nedeniyle kişinin sağlığında meydana gelen olumsuzlukları ve bunların kaynağını inceleyen ve bu tür uyuşmazlıkları çözmeyi hedefleyen bir hukuk disiplini olarak tanımlanabilir. Tıp hukuku ve malpraktis ile ilgili olarak alanında uzmanlaşmış malpraktis avukatımız tarafından hazırlanmış olan işbu yazı ile müvekkil adaylarımıza bir ön bilgi sunmak hedeflenmiştir.
Sağlık Bakanlığı 18.01.2005 tarihli bir genelgede, “sağlık hizmetlerinin hata kabul etmeyen hizmetlerin başında gelmesi ve hizmet alan kesimin beklentilerinin giderek artması nedeniyle yataklı tedavi kurumlarımızda işlenen hizmet kusurlarına bağlı bakanlığımız aleyhine açılan davalarda son zamanlarda artış yaşanmaktadır. Bakanlığımız, giderek artan hizmet kusuru davaları nedeniyle büyük miktarlarda tazminat ödenmesi durumuyla karşı karşıya kalabilmektedir” şeklindeki ifadeleriyle malpraktis konulu tazminat davalarının giderek arttığını, bu kapsamda sağlık sisteminin yapılanmasında değişikliklere gidilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 2005 yılındaki anılan genelgeden bu yana hekimlere ve/veya hastanelere karşı ikame edilen malpraktis davalarının belirgin bir şekilde artış meydana gelmiştir.
Dünya Tabipler Birliği tıbbi malpraktisi, “hekimin tedavi sırasında standart güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar” olarak tanımlamaktadır. Bu tanım neticesinde tıbbi eylem ve işlem bakımından ‘uygulanması gereken tedavi’ ve ‘hekim tarafından uygulanan tedavi’ kavramlarının ortaya çıktığı görülmektedir. İşte bu iki durum arasında belirgin bir farktan bahsedilebildiği durumlar doğrudan tıbbi malpraktis değerlendirmesine konu edilebilir. Bu değerlendirmeyi yapması gereken kişiler, tedavi yönteminin uygulandığı alanda teknik bilgiye sahip olan hekim bilirkişilerdir. Bir malpraktis avukatı ise dava sürecinde malpraktis kapsamında olduğu iddia olunan tıbbi müdahale yahut tedavinin hekim yahut kurum hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun açıklığa kavuşması için hastaya hukuki haklarının yorumlandığı bir yol haritası çizer ve benzer vakıaları gündeme getirir.
Malpraktis davalarının konusunu kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi, sağlık personelinin uygun olmayan davranışı (görev kusuru) veya şahsi eylem veya eylemsizliği (şahsi kusur) oluşturabilir. Sağlık personelinin şahsi kusuru hekimin standart ve güncel uygulamayı yapmamasından, beceri eksikliğinden veya hastayı tedavi etmemesi gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Malpraktisten söz edilebilmesi için meydana gelen zarar ile hekimin davranışı arasında bir nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Zira haksız fiilin varlığından söz edebilmek için hukuka aykırı fiil ile oluşan zarar arasında illiyet bağı kurulmuş olması gerekir. Malpraktis teşkil eden bir eylem özünde haksız fiil teşkil edecektir. Öte yandan, tüm tedavi ve tıbbi uygulamaların nitelikleri ve doğaları gereği risk taşıdıkları unutulmamalıdır. Bazı durumlarda hekim tarafından gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsa dahi riskler meydana gelebilir. Bu risklerin izin verilen risk kapsamı içerisinde kalması komplikasyon olarak adlandırılmaktadır. Bu tip durumlarda malpraktisten söz etmek mümkün olmaz. Elbette oluşan neticenin komplikasyon mu yoksa malpraktis mi teşkil ettiği hususunun incelenmesinde varsa, onam metninin içeriği de incelenmeli ve buna göre bir kanaate ulaşılmalıdır. Bu itibarla hasta-hekim ve/veya kurum arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda komplikasyon ve malpraktis ayrımının sınırlarının çizilmesi büyük önem taşımaktadır.
Hekimin şahsi kusurunun olduğu durumlarda, hekime karşı hukuk (tazminat) ve ceza davaları ayrı ayrı olacak şekilde ikame edilebilmektedir. Tedavi ve ameliyatın devlet hastanelerinde gerçekleşmiş olması halinde tam yargı davasının gerçek kişilere değil ilgili idareye yöneltilmesi gerekmektedir. Buna karşılık ilgili idare, olayda ihmali olan üçüncü kişilerin davaya dahil edilmesini talep edebilir. Bu durum, idarenin tazminat ödemesi halinde ileride ilgili kamu personeline rücu edebilmesi aşaması için önem arz etmektedir. Tedavi ve ameliyatın özel hastanelerde gerçekleşmiş olması halinde ise özel hastane ile birlikte hekim de davalı taraf olarak gösterilebilir. Bu durumda yani ameliyatın gerçekleştiği hastanenin özel hastane olduğu durumlarda, malpraktis avukatı tarafından vekaleten ikame edilecek hukuk (tazminat) davaları tüketici mahkemeleri nezdinde görülür. Davanın kime veya kimlere karşı açılacağı, sorumluluk tespitine ve sorumluluğun kapsamıyla ilgili uygulanacak hükümlere ilişkin hukuki bir ön malpraktis avukatı analizi sonrasında belirlenmelidir.
Hekimin sorumluluğunun tespitinde hasta-hekim arasında kurulan ilişkinin hukuki niteliği de önem arz eder. Genel olarak hekim ve hasta arasında kurulan sözleşmenin vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilir. Türk Borçlar Kanunu’nda ele alınan vekalet sözleşmelerinin vücut bulduğu hallerde hekimin vekalet verenin işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenmesi bir diğer değişle iş görme borcu söz konusudur. Vekalet ilişkisinde hekimin işi özenle ifa etmesi ve işe sadakat ile özen göstermesi beklenir. Hasta ve hekim arasındaki ilişkinin bir eser (istisna) sözleşmesi şeklinde ortaya çıktığı hallerde ise hekim doğrudan taahhüt ettiği sonucu (estetik neticeyi) meydana getirme borcu altındadır. Söz gelimi diş protezlerinde ve estetik operasyonlarda hasta ile hekim arasında meydana gelen ilişkinin bu yönde bir hukuki ilişki olduğundan bahsedilebilir ve hekim vekalet sözleşmelerine nazaran daha ağır bir sorumluluk altındadır.
Hekimin kusurlu eylemleri neticesinde hasta, sözleşme ilişkisine aykırılık ve haksız fiilden bahisle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Hasta maddi ve manevi tazminat taleplerini bir tazminat davası ile ileri sürer. Bu kapsamda malpraktis avukatı tarafından vekaleten ikame edilecek tazminat davasında tedavi nedeniyle katlanılan yol ve konaklama masrafları, hastane, tedavi ve ameliyat masrafları, tedavinin devamlılık arz etmesi halinde katlanılan masraflar, revizyon ameliyatı masrafları, çalışılamayan günler için uğranılan kazanç kayıpları maddi tazminat olarak talep edilir. Ancak maddi tazminat kalemleri bunlarla sınırlı değildir. Maddi zarar kalemlerinin genellikle olay bazında bir avukat tarafından detaylı bir şekilde analiz edilmesi mümkündür. Hasta ayrıca tıbbi müdahale nedeniyle özgüven kaybı, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklardan muzdarip hale gelmişse ve/veya durumundan elem ve ızdırap duyuyorsa makul miktarda manevi tazminat da talep edebilir. Talep edilecek manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecek miktarda olması gerekmektedir. Manevi tazminat miktarını hakim takdir eder.
Davalarda genellikle temel olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesine, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallarına, Hasta Hakları Yönetmeliğine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na dayanılır. Tıp ve sağlık hukukuna ilişkin yasal düzenlemeler bunlarla sınırlı değildir, olayın özelliklerine göre farklı yasal düzenlemelerin olaya uygulanması da mümkündür. Davalarda genellikle dava dosyasına hasta dosyası ve tıbbi belgeler; ameliyat ve tedaviye ilişkin faturalar ve banka dekontları ile zarara ilişkin ödeme belgeleri; hukuka uygun elde edilmiş kamera kayıtları; hasta ile hekim arasındaki yazışmalar; başka bir hekim veya sağlık kuruluşundan alınmış tıbbi raporlar ve hasta dosyaları sunulur. Dosyanın ve davacının Adli Tıp Kurumu’na, bir devlet veya üniversite hastanesine sevki sağlanarak bilirkişi incelemesi yaptırılır. Davada aynı zamanda tanık dinletilmesi de mümkündür.
Yukarıda bahsedildiği üzere hekime karşı ceza davası açılmasını teminen savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir. Müdahalenin hukuka uygun addedilmesi; tedavi amacıyla yapılmış olması, tanı ve tedavinin tıbbi standartlara ve teknolojinin gereklerine uygun olması, hekimin gerekli özeni göstermiş olması, hastanın muhtemel risk ve sonuçları hakkında ilgili bilgilendirmenin yapılmış olması ve hastanın tüm bunları ayırt edebilme gücüne sahip olması gibi dinamiklere dayanmaktadır. Bunların bulunmaması halinde, hekim açısından kasten öldürme, kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış öldürme, taksirle yaralama suçları oluşabilecektir. Bu noktada 4483 sayılı Kanun uyarınca kamu hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanlarının işledikleri iddia olunan suçun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının, savcılığın alacağı soruşturma iznine tabi olduğunu ayrıca belirtmekte fayda görüyoruz. Anılan iznin verilmesi ya da verilmemesi idari nitelikte bir karar olduğundan, idarenin kararına karşı idari yargı nezdinde itiraz edilebilir.
Hakikate sadakat mottosu ile hareket eden Mesçi Hukuk Bürosu, malpraktis alanında yıllarca tecrübe edinmiş malpraktis avukatından oluşan ekibiyle uyuşmazlığın ve problemin merkezine iner, vakıaya özgü çözümler getirmek suretiyle müvekkillerine özel birer yol haritası çizer ve bu yol haritaları doğrultusunda stratejik hamleler yaparak her iki tarafın da hak ve menfaatlerini gözetir. Malpraktis avukatı ekibimiz, hukuk ve ceza dava süreçlerini takip etme, uyuşmazlığın sulhen halli ve dava öncesi fazlar ile adli ve idari makamlara yapılacak şikayet başvuruları hususlarında derin bilgi birikimine sahiptir. Hekimin sorumluluğuna ilişkin hangi hükümlerin uygulanacağı, davanın kime yöneltileceği, davada görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, uyuşmazlığa uygulanacak zamanaşımı sürelerinin belirlenmesi gibi önemli noktaların muhakkak bir malpraktis avukatı tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Tıbbi ihmaller sonucu zarar görmüş bireylerin hak ettiği adaleti ve tazminatı alabilmeleri için hukuki destek almak kritik önemdedir. Malpraktis avukatı arayışındaysanız, detaylı olarak bilgi almak için malpraktis avukatımızla irtibata geçebilirsiniz. Her vaka bizim için bir önceliklidir. Sağlık alanında yaşadığınız mağduriyetin hukuki sonuçlarını birlikte çözmek ve hakkınızı en etkili şekilde savunmak için Mesçi Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız.
Malpraktis Avukatı Olarak Hukuk Büromuz Tarafından Sunulan Hizmetler
- Tıbbi ihmal ve yanlış tedavi iddialarının hukuki analizi ve bu kapsamda hukuki danışmanlık verilmesi. Hasta hakları ve sağlık hukuku kapsamında hukuki danışmanlık verilmesi.
- Hastane ve/veya hekime karşı, tüketici mahkemeleri nezdinde maddi ve manevi tazminat davası ikame edilmesi, davanın takibi ve sonuçlandırılması. Dava açılmadan önce ilgililere noter kanalıyla ihtarname çekilmesi ve arabuluculuk başvurusunun yapılması ile arabuluculuk sürecinin takibi ve sonuçlandırılması.
- İdareye karşı idare mahkemeleri nezdinde maddi ve manevi tazminat davası ikame edilmesi, davanın takibi ve sonuçlandırılması.
- Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü gibi idari şikayet başvurularının yapılması, takibi ve sonuçlandırılması.
- İlgili sağlık personeline karşı savcılığa suç duyurusunda bulunulması, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin takibi ve sonuçlandırılması.
- Hastanın durumunun tespiti ve/veya delillerinin toplanabilmesi için delil tespiti davası ikame edilmesi, takibi ve sonuçlandırılması.
- Sağlık kurumları ve doktorlarla hastalar arasında müzakere ve uzlaşma süreçlerinin takibi ile bu süreçlerin yönetimi.